en

Tantra ve Cinsel Etik


TANTRA  VE  CİNSEL  ETİK

 

 

Tantra ve Tantrik Felsefe cinsel etiğe ve bazı temel cinsel, kültürel ve insani değerlerin korunmasına büyük önem verir.  Tantra’nın temelinde monogamik (tekeşli) ve eşiyle aşk, sevgi içinde cinselliği keşfetmek vardır. Neo-Tantra ve Tantrik felsefe şu unsurlara büyük önem verir:

 

  • Cinselliği aşk ve sevgi ile yaşamak.
  • Monogamik (tekeşli) ve uzun süreli, eşlerin birbirininin kişiliklerini ve vücutlarını, cinsel tepkilerini çok iyi tanıdıkları bir ilişki.
  • Kişilerin başka, çeşitli ve fazla partner arayışına girmeden cinsellikten istenilen hazzı alabilmelerinin sağlanması.
  • Aile kurumunun korunması.
  • Eşlerin uzun süreli ve aşk dolu bir ilişkide birbirlerinin cinsel potansiyellerini geliştirmelerinin sağlanması.
  • Eşlerin birbirlerine cinsellikte çok hoşgörülü, destek olucu ve birbirlerinin cinsel kişiliklerini tatmin edici hale gelmeleri
  • Eşlerin birbirlerinin cinsel potansiyellerini keşfetmelerini sağlaması.
  • Erkeğin cinselliği uzatmasının ve erken boşalmasının denetim altına almasının sağlanması.
  • Erkeğin boşalmadan uzun süreli sevişmeyi ve Taocu Seksi öğrenmesi.
  • Kadının erkeğe daha fazla haz vermesinin kadına öğretilmesi.
  • Erkeğin kadına daha fazla haz vermesinin erkeğe öğretilmesi.
  • Kadının doğru orgazm olmayı öğrenmesi
  • Kadının orgazm kapasitesini arttırmayı, çoğul (multiple) orgazm olmayı öğrenmesi
  • Hem kadının, hem de erkeğin cinsel potansiyellerini geliştirmesini öğrenmeleri.
  • Meditasyon, Yoga gibi tekniklerle insanların vücutlarını ve beden/zihin uyumunu geliştirip, sağlıklı bir hayat yaşayabilmeleri.
  • Erkek ve kadında cinsel beynin geliştirilmesi

 

Tantra felsefesinin karşı çıktığı ve bugün vahşi kapitalist kültürün etkisiyle Batı’da yaşanmakta olan ve cinsellikte yozlaşmaya yol açan şu olgulara Neo-Tantra felsefesi ve uygulama teknikleri kesinlikle karşıdır:

 

  • Cinsel tatminsizlik nedeniyle eşini aldatma.
  • Cinsellik ve yeni haz arayışı nedeniyle eşine yalan söyleme, eşini kandırma.
  • Cinsel haz arayışı içinde aile kurumunu yıkmaya girişme.
  • Rastgele partnerle yapılan sıradan ve gelişmemiş, ilkel cinsellik.
  • Sevgi ve aşk olmadan rastgele yeni insanlarla yapılan sıradan cinsellik.
  • Eğitimsiz, partneri tanımadan, partnerle uzun  bir cinsel uyum arayışında olmadan günü birlik, sadece seks için  yapılan rastgele cinsellik.
  • Cinselliği partneriyle geliştirecek yerde, başka yerlerde partner arama.
  • Neo-Tantra felsefesi eş değiştirme partilerine karşıdır.
  • Neo-Tantra felsefesi grup seksine ve rastgele cinselliği yaşamaya karşıdır.
  • Neo Tantra felsefesi cinsel sapışlarla, tatminsiz yapılan cinselliğe karşıdır.
  • Neo-Tantra felsefesi vahşi kapitalizmin geliştirdiği tüm cinsel yozlaşmalara karşıdır.

 

 

 

İlhan Güngören’in bu konudaki kitaplarında tasvir edilen Guru’nun öğretiminde çok kişinin katıldığı Maithuna törenleri  pek çok Tantra okulunda ve felsefesinde mevcut değildir. Tantra’da Guru aslında çiftlere ön cinsel teorik bilgiyi verir. Maithuna’nın nasıl yapılacağını öğretir. Sonra çiftleri ilişkinin gelişmesi yanlız bırakır.

 

 

Amerika’daki istatistiklere göre  erkeklerin % 50-60’i karılarını veya sevgililerini aldatmaktadırlar,  evli kadınların ise % 35-40’ı kocalarını veya sevgililerini aldatmaktadırlar[1]. Türkiye’de ise Kadınca ve Hülya Raporlarına  (2300 kadın) göre kadınların yaklaşık  % 30’u sevgililerini veya kocalarını aldatmaktadırlar[2], bu oran her geçen gün artmaktadır.  Amerika’da yapılan başka istatistiklere göre de şu gerçekler ortaya çıkmıştır:

  • Evli erkeklerin %  22’si  en az bir kez karılarını aldatmıştır.
  • Evli kadınların % 14’ü en az bir kez kocalarını aldatmıştır.
  • Evlilikle birlikte sevgiliyi veya partneri aldatma olasılığı düşmektedir. Evlilik kurumu aldatma oranlarını azaltmaktadır.
  • Gençlerde bu oran çok daha yüksektir.
  • Evli kadınların % 70’i, evli erkeklerin ise % 54’ü eşlerinin evlilik dışı ilişkisinden hiç haberdar olmamıştır.
  • Amerikalıların % 90’ı aldatmanın ahlaksızca ve çok yanlış bir şey olduğuna inanmaktadır.

 

 

 

KADINLAR NEDEN ALDATIR?

 

Kadınlar erkeklerden daha zor aldatırlar. Kadınların kocalarını veya sevgililerini aldatma nedeninin temelinde cinsel doyumsuzluk yatmaktadır. Bu doyumsuzluk hem erkeklerin, hem de kadınların cinselliği yeterli bilmemelerinden ve cinsellik konusunda doğru dürüst bir eğitimden geçmemiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Farklı partner arayışının temel nedeni pek çok kadının orgazm olamamasıdır. Amerika’daki istatistiklere göre Amerikalı kadınların sadece % 30-34’ü cinsel ilişkiyle orgazm  olabilmektedir[3]; Türk kadınlarının ise sadece ortalama % 15-20’si cinsel ilişkiyle orgazm olabilmektedirler[4]. Bu durum erkeklerin cinselliği bilmemelerinden, doğru yaşyamamalarından ve yaşatamamalarından kaynaklanmaktadır. Bu durum karşısında Amerikan Devleti cinsel eğitimin yaygınlaştırılması ve Tantra workshopları gibi eğitimlerin toplum içinde yayılması desteklemektedir. Amerikalıların % 90’ı aldatma eylemine karşıyken, büyük bir çelişkiyle erkeklerin % 50-60’i karılarını ve sevgililerini, kadınların ise % 35-40’ı sevgililerini aldatmaya yönelmektedir. Normalde eşiyle tatmin olan kadınlar arasında sevgilisini veya kocasını aldatma oranı % 3’ten düşüktür. Burada Neo-Tantra felsefesinin hedeflediği amaçların önemi ortaya çıkmaktadır.  Neo-Tantra felsefesi ve uygulamaları ‘yeni bir cinsel etik’ yaratma arayışı içindedir. Bu da ancak eşlere cinselliği çok iyi öğreterek ve bazı insani değerlerini korumayı işleyerek sağlanabilir. Bu konunun detayları için ‘Tantrik Cinselliğin Sırları’ isimli kitaba bakınız.

 

ERKEKLER NEDEN ALDATIR?

 

Yapılan çalışmalar erkeklerin uzun süreli bir ilişkinin monotonlaşmasından ve yeni hazlar, farklılıklar arayışından eşlerini veya sevgililerini aldattığını ortaya koymuştur. Bu oranlar ABD’de % 50-60 arasında, Avrupa’da ise biraz daha fazladır.  Erkeklerin kadınlardan daha rahat olmaları ve yüzyılların ata-erkil sistemi, erkeklere kadınlardan çok daha büyük bir rahatlık vermektedir.  Erkeklerin kadınları daha fazla aldatma riski karşısında kadınlar da huzursuz, güvensiz ve eşini kaybetme korkusu dolu bir ilişki yaşamaktadırlar; Seymour Fisher’ın yaptığı çalışmalara göre kadınlarda orgazmın ve cinselliğin kötü yaşanmasının en önemli nedeni ‘eşini kaybetme korkusudur’[5]. Eşini kaybetme korkusu olan kadınlarda orgazmın şiddeti, sıklığı ve rahatlatıcı etkisi azalmaktadır.  Neo-Tantra felsefesi ve uygulamalarının amacı eşlere cinselliği daha iyi öğretmek ve başka partnerlere gereksinim duymadan cinselliği sevgi dolu ve aşkla, olabilecek en engin boyutlarda yaşatabilmektir.

 

TÜRKİYE’DE DURUM NEDİR?

 

Türkiye’de eğitimli kadınların % 30’u eşlerini veya kocalarını aldatır duruma gelmişlerdir. Bu istatistik toplumun geneline yayılamaz, küçük bir zümreyi içermektedir, ama bu konuda yapılan başka ciddi istatistiklere rastlayamadık. Erkeklerde oranın % 50-60'lar civarında olduğu tahmin edilmektedir.


 

 

Bu konuda Cinsel Tıp Derneği başkanı Cem Keçe’nin açıklamalarına göre[6] erkeklerin ve kadınların aldatma nedenleri şöyledir:

 

Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr. Cem Keçe, "Aldatma belki de insanlık tarihinin en eski zamanlarından bu yana değişmeyen bir gündem maddesidir ve son yıllarda sosyal bir yara haline gelmiştir" dedi.


Keçe, erkeklerin cinsel açıdan değişik tecrübe yaşama ihtiyacından, kadınların ise duygusal gerekçelerle aldatma yoluna gittiğini kaydetti. Keçe, genel olarak temelde var olan bir ilişkiyi geliştirebilmek, üretebilmek ve yaşamı paylaşabilmek becerisini geliştirememiş kişilerin kendilerini yeniden ifade etme, dürtüsellikteki anlık hazların sürekliliğini sağlama ve sonsuz bağlanma arayışlarına 'aldatma' olarak nitelendirildiğini ifade etti. Aldatmanın belki de insanlık tarihinin en eski zamanlarından bu yana değişmeyen bir gündem maddesi olduğunu ve son yıllarda sosyal bir yara haline geldiğini anlatan Dr. Keçe, kadın ve erkeğin aldatma nedenlerinin farklılıklar gösterdiğini söyledi. Keçe, "Yasak aşklara özgü heyecanın tadının yanı sıra erkeklerin fiziksel yani cinsel açıdan değişik tecrübeler yaşamaya ihtiyaçlarından ve cinsel dürtülerini kontrol etmekte zorlandıkları için, kadınların ise duygusal gerekçelerle yani yaşadıkları umutsuzluk ve mutsuzluk nedeniyle aldatma yoluna gittikleri görülmektedir" diye konuştu.
Konu aldatma olduğunda, önce erkeklerin potansiyel suçlu kabul edildiğinin altını çizen Keçe, şöyle devam etti:


"Çünkü nikah yüzüğünü takan erkeğin testosteronu düşmüştür ve kendini ispatlamak zorundadır. Bu nedenle erkekler daha çok aldatır. Aldatma duygusallığa dönüşmeden sadece cinselliğe dayalı yaşanırsa bu durum bazı erkekler için evliliklerini kurtarma şekli de olabilir. Erkek aldattığı zaman, duygularıyla toplumun baskısı arasındaki yaşanan sürtüşme, hakim ve güçlü olan erkek olduğu için büyük değildir. Erkekler aldattığında dikkatsizdir, kendisine daha fazla bakmaya başlar, yeni elbiseler alır, sık banyo yapar, yeni parfümler alır, rejim yada egzersize başlar, akşam eve beklenmedik saatlerde gelip, işte sürekli bir toplantı hali yaşadıklarını ifade ederek hemen kendilerini ele verirler. Erkekler için gizli buluşmalar ve gün ortasındaki hızlı seks kaçamağı heyecan vericidir. 'Yaşandı ve bitti hesapsızca' psikolojisi erkekler için çok yaygındır. Erkekler ilk adımı atıldıktan sonra kesin arkasını getirirler. Erkekler için aldatmak çok doğaldır ve genelde sarhoşturlar. Tesadüfen ayağına gelen bir şansı hiç bir erkek kolay kolay reddedemez. Aldatan erkek suçlu çocuk gibi bakar fakat bazen nedensiz yere eşinin bütün kusurlarını ortaya döküp kırıcı olabilir. Aldatan erkeğin seks yapma stilinde bir değişiklik olur yada hiç seks yapmak istemez ve çocuklarına daha az zaman harcamak ister. Kadın aldattığı zaman, duygularıyla toplumun baskısı arasında sürtüşme ve çatışma süreci yaşar. Bu nedenle kadının aldatması daha zor, daha derinlikli, daha heyecanlı, daha edebi ve daha zengin bir malzemedir. Kadınlar aldattığında çok daha dikkatli davranırlar. Her ayrıntıyı düşünürler. Çünkü kadınlar için günü birlik bir ilişkiden çok, uzun süreli ve duygusal bağları kuvvetli bir ilişki yani aşk yaşamak çok daha önemlidir. Kadınlar seks yoluyla bulaşan hastalıklar konusunda çok duyarlıdırlar. Kadın aldatmayla birlikte sevgi, aşk, romantizm, heyecan ve sürpriz arar. Kadın bir yasak ilişki yaşadığında yüzünde bir parıltı belirir ve her bakımdan çok çekici olur. Suçluluk duygusuyla kadın eşine karşı daha sevecen davranır. Kadın parfümünü değiştirir, saçıyla ve makyajıyla daha fazla ilgilenir, evde özensizdir, dışarı çıkarken daha farklıdır."



ERKEKLER VE KADINLAR NEDEN ALDATIR?

 
Çocukluktan gelen iç çatışmaları olan erkeğin aldatma olasılığının çok yüksek olduğunu ifade eden Keçe, aslında erkeklerin aldatmak için çok önemli bir nedene de ihtiyaçları olmadığını vurguladı. Erkeklerin, "Maksat heyecan olsun, skor olsun" mantığıyla eşini aldattığını söyleyen Keçe, çünkü çok sayıda kadınla ilişkiye girmenin erkek için arkadaş çevresinde bir takdir göstergesi olarak algılandığını kaydetti. Keçe, erkeklerin aldatma gerekçelerini şöyle sıraladı:


"Her erkek yapar, heyecan olsun diye, arkadaşlarımı etkilemek için, başka bir kadına aşık oldum, sarhoş olduğum için, eşimle sorunlarımız var, ortam öyle gerektirdi, olaylar öyle geliştiği için, karım benimle ilgilenmiyor, ona acıdığım için, istediğimi elde edebileceğimi kendime kanıtlamak istiyordum, canım seks istiyordu, onu öylece eve yollayamazdım, karım kendisine eskisi gibi bakmıyor, cinsel isteğim fazla."


Mutsuz olan kadının aldatma olasılığının çok yüksek olduğunu söyleyen Keçe, kadının eğitiminin artması ve iş yaşamında daha aktif rol almasının, aldatma konusunda erkek egemenliğinin kırılmasına yol açtığını vurguladı. Kadınların kişilik yapısına göre aldatma konusunda farklı tutumlar gösterdiğini anlatan Keçe, "Bir grup kadın duracağı yeri bilirken, bir grup kadın ise belirli bir çizgide ilişkisini devam ettirebilir. Bu, tamamen ilişkinin gidişatı ve kadının ruh durumuyla bağlantılıdır. Kadın aşıksa ve aldatılmak çok avam ve aşağılayıcı şekilde gerçekleşmemiş ise çok daha az vicdan azabı duyar" diye konuştu.
Keçe, kadınların aldatma gerekçelerini ise şöyle sıraladı:


"Mutsuzum, çok zekiydi, tatmin olamıyorum, bir filmdeki erotizminden etkilendim, aşık oldum, beni çok ihmal etti, yeniden bir erkeğe ihtiyaç duyduğum için, yakınlık ve şefkat özlemi çektiğim için, kendimi yalnız ve terkedilmiş hissettiğim için, aylardır seks yapmadığım için, onu kendime daha fazla bağlayabilmek için, baştan çıkarmanın zevkinden, çok uğraştı, peşinde koşulan nüfuzlu biri olduğu için, istediğimi elde edebileceğimi kendime kanıtlamak istiyordum, ona aşık olduğum ve benimle ciddi olduğu için, kocam beni aldattığı için intikam almak istedim, cazibesi ve esprisi olduğu için, sesi çok seksi olduğu için, kendimi tümüyle teslim etmek istediğimden, beni sekse zorladığı için, kariyer yapmamda bana yardımcı olsun diye."


Aldatma konusunda daha önce yapılan bilimsel çalışmalara bakıldığında duygusal aldatma ve cinsel aldatma ayrımı yapıldığının görüldüğünü ifade eden Keçe, "Var olan bir ilişki varken bir başka partnerle cinsel ilişkiye girmek cinsel aldatma, duygusal bir yakınlık yaşamak veya bir başkasına aşık olmak ise duygusal aldatma olarak değerlendirilir. Erkekler daha çok cinsel aldatmayı tercih ederken kadınlar ise daha çok duygusal aldatmadan yanadır. Ayrıca duygusal aldatma cinsel aldatmaya göre daha zor bir durumdur ve içinden çıkılmaz bir hal almasına yol açabilir ve asıl aldatma budur" dedi.

 


 

 

Görüldüğü gibi Türkiye’de de aldatma ve eşine yalan söyleme ciddi bir biçimde yaygınlaşmaktadır. Kadınlar biraz özgürleştikçe ve entellektüelleşip, bilgi düzeylerini arttırdıkça daha farklı şeyler yaşanabileceğini de görüp bu konuda farklı erkeklere yönelmektedirler. Özellikle ENTEL-DANTEL zümre içindeki kadınlarda aldatma oranının yaklaşık olarak tahmini % 60-70’lere vardığı görülmektedir.  Konservatif kadınlar arasında ise bu oran çok daha düşüktür.  Türkiye’de kadınlar  eğitimlileşip, özgürlüğünü hissettikçe sanki özgürleşmenin en önemli göstergesini cinsellikteki yozlaşmalarmış  gibi algılayıp, cinsel serbestiyi ön plana alarak, aldatma oranlarını arttırmaktadırlar. Bu ENTEL-DANTEL kadınlar için çoğunlukla da aldatmak bir kişilik, ego tatmini olarak kendini göstermektedir.

 

Türkiye'de Aldatma konusunda son zamanlarda çok kitap yazılmaya başlanmıştır. Aldatma üzerine yazılan kitaplar son yıllarda yok satmaktadır. Kocasını 300 erkekle aldatan nemfoman bir kadın sanki yaptığı büyük bir marifetmiş gibi, en ufak erotizm özelliği bile olmayan kitaplar yayınlamakta, bu kitaplar da kapış kapış gitmektedir. Türkiye’de cinsellik herşeyde olduğu gibi yamuk ve yozlaşmış olarak yaşanmaya başlanmıştır. Bu konuda hiç bir etik değer göz önüne alınmamaktadır. Neo-Tantra felsefesini, tekniklerini yaymayı düşünen Tantra Akademi ve eğitimi bu etik değerlerin ve eşler arasındaki dürüstlüğün, dostluğun, karşılıklı güvenin, aşkın ve sevginin, birbirine sınırsız haz vermenin korunması için çalışmalar yapmayı planlamaktadır.

 



[2] Ümit Sayın, Derin Seks: Cinsellikte Farklı Boyutlar, Yeni Açılımlar, İst.: Klan Yayınları, 2010, sayfa: 158

[3] Cosmo Raporu  (1983) ve Hite Raporu (1976)

[4] Ümit Sayın, Derin Seks: Cinsellikte Farklı Boyutlar, Yeni Açılımlar, İst.: Klan Yayınları, 2010, sayfa: 133-178.

[5] Seymour Fisher, Understanding the Female Orgasm, London: Penguin Books, 1973; Seymour Fisher, Female Orgasm, N.Y.:Basic Books, 1972.

[6] http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=229707

Anket

  Workshoplardan (atölyelerden) ve CİSEATED Eğitimlerinden Memnun Kaldınız mı?

Hava Durumu


Döviz

1 $ = 3,50 TL
1 € = 4,19 TL
977971 Ziyaretçi