en

Orgazmın Fizyolojisi


 

     

 


 

 

CİNSEL UYARIMDAKİ FARKLILIK

 

 

Aynı temel yapıdan farklılaşmış olmalarına rağmen erkekle kadının cinsel tepkileri ve hoşlandıkları şeyler birbirinden oldukça farklı; tabii bunun kökeninde toplumsal ve kültürel kalıtımın, şartlanmanın, eğitimin, dinin ve toplum içindeki rolün önemi çok büyük. Belki de 100 yıl sonra kadınlar erkeklere laf atmaya, sarkıntılık yapmaya ve onları sadece birer cinsel nesne olarak kullanmaya başlayacaklar; erkekler de maço (!) kadınlardan bucak bucak kaçacaklar ve ‘kadın magandalar’ halk otobüslerinde masum ve utangaç erkeklere göz açtırmayacaklar.

Biyokimyasal açıdan bakıldığında cinsel saldırganlığı oluşturan her iki cinsin kan dolaşımında bulunan testesteron hormonu, kas içi testesteron enjeksiyonların hem kadında hem de erkekte afrodizyak etki yapıyor; kadınlarda cinsel heyecanı ve tatmini, erkeklerde ereksiyonu uzatıyor. Bu nedenle bu hormon frijidite ve iktidarsızlık tedavilerinde kullanılmış. Kadınlarda orgazmın şiddetini artırdığına dair veriler de var, fakat testesteron diğer hayvan dişilerinde sadece çiftleşmeyi artırıyor; yakın bir geçmişe kadar diğer türlerde orgazm olan dişiye rastlanmadığı iddia ediliyordu. Fakat son çalışmalar bazı primat dişinlerinde de Homo sapiens dişisinin orgazmlarına benzer davranışların bulunduğunu iddia etmekte[1]. Fakat bu orgazmların insan dişilerinin orgazmlarına tam olarak karşılık geldiği çok tartışmalı, en azından laboratuar ortamlarında bu dişilerin orgazmları detaylı olarak ölçülmemiş. ‘Orgazm’ yakıştırması uzaktan gözlemlere ve primatologların sınıflamış oldukları primatlara ait bazı spesifik davranışlara dayanıyor. Diğer memelilerin dişilerinde ise henüz bir orgazm davranışı saptanmış değil. Biz primat dişilerinde ‘orgazm denilen şeyin ne olduğuna’ yine kuşkuyla yaklaşmak zorundayız!

Doğanın bütün erkeklerinde ise ejakülasyon (boşalma) olayı var. Bu durum insanda kadın orgazmının evrimsel gelişime bağlı olarak, neokorteksin (yeni beyin kabuğu) bir fonksiyonu olduğu düşüncesini getiriyor akla, belki üst düzey primatlarda da orgazmın ilkel bir biçiminin olması mümkün; ama insanda soyut düşünme yetisi ve hayal gücü gelişmiş dişiler orgazm olabiliyor.

Bugün için kadınlar ile erkeklerin cinsel uyarılabilirlikleri birbirinden çok farklı; her dişinin içinde bir erkek, her erkeğin içinde bir de dişi olmasına rağmen! Erkekler görüntüden ve cinselliği anımsatacak hemen her şeyden uyarılabiliyorlar, kadınların çıplak görünümünden  uyarılabiliyorlar, kadınların uyarılabilmeleri için ise duygulanım ve soyut bazı süreçlerin gelişmesi gerekiyor. Cinsellik raporlarımızda kadınların pornografiden hoşlandığını saptamamıza rağmen (% 45-62) halen yaygın ve kabul gören bir görüş kadınların görsel materyellerden erkekler gibi uyarılmadığı!

Sanırım kadınlar uyarılmalarını biraz da kendi kendine telkin ile gerçekleştirebiliyorlar, eğer  öyle olmasaydı Bodrum’da gördüğümüz o enfes hatunların kollarındaki tüylü, altın zincirli, ifadesiz suratlarıyla bön bön bakan, ayakkabılarının üstüne basarak yürüyen ve ikide bir yanındaki kızın orasını burasını kıracakmış gibi mıncıklayan zebanileri nasıl açıklardık, böylesine bir “hayvansal manyetizmanın” gelişebilmesi için ancak bu kadınlarda güçlü düzeyde bir oto hipnoz, kendini hazırlama ve zihinsel enerji  gerekli!..

Moda kadınların cinsel çekiliciliğini artırmak ve onları birer cinsel haz nesnesi haline getirmek için tüm profesyonelliğini ortaya koyuyor; hedef erkeklerin cinsel uyarılırlığı, bazen de kadınlar. Reklamlar da aynı cinsellik motifini kullanıyor; bazı dergilerdeki reklamları şöyle bir karıştırın, örneğin çıplak bir kadının kısmi olarak memelerinin görülmesiyle plastik duvar boyası, güzel yüzünün mutlu ifadesiyle çıplak bedenine iliştirilmiş çorabını okşayan kadın ile külotlu çorabı arasında ne gibi akılcı  ilişkiler kurabiliyorsunuz? Reklamlarda ve beyin yıkama projelerinde kadın cinselliğinin ne kadar kullanıldığını hepimiz çok iyi biliriz.

Makyajda hedefleneni düşünün bir kere neden gözler ön plana çıkarılır, allık ile yanaklarda kırmızılık oluşturulur ve dudaklar dikkat çekici hale getirilir? Çünkü makyajlı yüz ifadesi cinsel ilişki sırasında haz alan ve cinsel kızarıklığa uğramış bir yüzün taklididir ve erkeklere (muhtemelen kadınlara da) cinsel uyarılmışlığı hatırlatır. Günlük yaşantıya ait bu örnekler erkeklerin görüntüden nasıl etkilendiğini vurguluyor, kadınların çoğunluğu için görüntü uyarımı birincil düzeyde etkili değil, erkekte çekici buldukları şeyler etkili bir ses tonu, kibarlık, kültür, dostça yaklaşımlar ve uzlaşma, mevkii ve ün, bazen de kabarık bir cüzdan olabiliyor; tabii porno film seyrederken ve erkekleri çıplak izlerken en az erkekler kadar uyarılan kadınlar olduğunu da unutmamak gerekli. Bunun kökeninin yine toplumun öğrettiklerine dayanmasına karşın içgüdüsel olarak da bazı faktörlerin dişileri farkedilme arayışına  götürdüğünü biliyoruz, çünkü doğadaki türlerde daha ziyade dişiler erkeklerin dikkatini çekecek ve onları kendi türlerinin diline göre uyaracak biçimde davranıyorlar; çoğunlukla erkekler dişilerin peşinde koşturuyor.

Fakat biyologların genelde düştükleri hata, doğada görülen davranışların paralelinde olduğu sürece insan davranışlarının da doğal olduğu; üremeye yönelik olmayan cinsel davranışların doğal olmadığı –ve zaten bu hareketlerin de hayvanlar aleminde görülmediği- görüşü!... Şu gerçeği gözardı ediyorlar: biz primatlıktan (üst düzeyde maymunluktan) evrimleşeli birkaç milyon yıl oldu; insan doğaya ait değil artık, kendi doğasını kendisi kuruyor. Cinsel davranışı da üremeye  ve türün devamına yönelik değil, sadece ve sadece haz almaya yönelik. Bu yanılgıyı vurgulayacak çor çarpıcı bir örnek vereceğim. Kadının orgazmı doğaya ait olmayan bir tepki, fakat biyologlar orgazmın kadının üremesiyle ilgili olduğunu ve orgazm sırasında spermlerin vajianadan rahime, dolayısıyla da döllenmenin gerçekleştiği fallop borularına çekildiğini, rahim kasılmalarının buna yardım ettiğini iddia ediyorlar. Tıp fakültelerinde okutulan Guyton’un fizyoloji kitabı özetle şöyle diyor[2]:

Erkekteki ejakülasyonun karşılığı olan orgazm kadında rahimin ve fallop tüplerinin kasılmasına neden olarak spermleri içine emer, ayrıca servikal kanal da (rahimin ağzı) genişleyerek spermlerin geçişine kolaylık sağlar.

Halbuki bu, 1966’da çürütülmüş bir görüş, Masters ve Johnson yaptıkları deneylerde rahmin orgazm sırasında bırakın spermlerin girmesini kolaylaştırıcı etkisini, aksine spermleri itici ve rahim içine girmelerini engelleyici bir etkisi olduğunu saptamışlardı ve buna ‘çadır etkisi’ (tenting effect) adını vermişlerdi[3].

 Whipple da kendi modelinde 1982 de aynı sonuçları bulmuştu[4]. Yani orgazm olan bir kadın bilinenin aksine hamile kalma ihtimalini arttırmıyor aksine azaltıyor, orgazmın, kontraseptif bir etkisi var ve orgazm sanıldığı gibi doğaya ve üremeye hizmet etmiyor. Bu da biyologların orgazmın evrimsel bir gelişim olduğu ve sadece üremeye hizmet ettiği şeklindeki görüşünü bir ölçüde çürütüyor.

Orgazm doğada belki doğal seleksiyona hizmet ediyor olabilir, çünkü orgazm olan kadınların cinselliği daha fazla sevmesi, cinselliğe daha fazla yönelmesi, bunun sonucu da daha fazla çocuk yapmaları olası. Böyle olunca ‘dişisel orgazm’ olma özel yetileri olan genlerin doğal seleksiyonla yüzbinlerce yıl boyunca daha kolay yayılması olası!

Bir kadının tecavüz edildiği zaman hamile kalma olasılığı, orgazm olarak sürdürdüğü ilişkide hamile kalma olasılığından çok daha yüksek.

Cinsellik sadece doğaya ve üremeye hizmet etmiyor. İnsanda farklı oluşumlar ve durumlar da var, cinsellikle bağlantılı. Cinsellik haz almaya yönelik. Haz almanın da tamamen üreme ve çoğalma ile ilintili olmadığı aşikar! Cinselliği sadece evrimsel gelişime ve üremeye bağlayan biyologlara göre çıkarılması gereken bir sonuç da doğaya ve üremeye hizmet etmediğine göre orgazm bir sapıklık. Öyleyse hepinize iyi sapıklıklar!...

Görüldüğü gibi hakim kültürün kalıpları, bilimsel çıkarımları da uzunca bir süre genel inanışlaraı etkiliyor ve bu yargılar yıllar boyu alışkanlık haline gelip “bilimsel gerçek” adına tekrarlanıp duruyor.

 

ORGAZMIN FİZYOLOJİSİ

 

1950’lerde Kinsey’in anketi yayınlandığında yer yerinden oynamıştı, din adamları ve tutucular Amerikalı ve katolik erkeklerin homoseksüel olamayacaklarını Katolik kadınların ankette belirtilen sıklıkla mastürbasyon yapıp, kocalarını bu kadar fazla aldatamayacaklarını, yani bu kadar azgın olamayacaklarını söylemişlerdi; aslında kadınların son beş bin senedir sandıklarından çok daha ‘azgın’ olduğunu bilmiyorlardı. Yaklaşık 15-20 yıl sonra Masters ve Johnson çıkıp Batı kültüründe kabul edilen pek çok dogmayı yıktılar; üç yüz küsur çifti laboratuvarda sevişirken inceleyip onların vücutlarında gelişen değişimleri ortaya koydular. İnsanlık tarihinde ilk kez kadının orgazmı bilimsel ve objektif bir gözle inceleniyordu, bazı eksik yönleri olmasına rağmen Masters ve Johnson’un bulguları bugün için de geçerlidir ve onların yapmış olduğu çalışma o tarihten beri hiç bir şekilde tekrarlanmamıştır. Cinselliğin fizyolojisi hakkında bugün varılan sonuçlardan ve “Yeni Bir Orgazm Anlayışından” bahsetmeden önce, kısaca bu yeni bulgularla birlikte cinsel uyarım ve orgazm sırasında  kadınların vücutlarında ne değişimler olduğunu ve neler hissettiklerini özetlemeliyiz. İnsanlarda cinsel uyarım dört farklı evreye ayrılmakta:

Heyecanlanma

Plato

Orgazm

Çözülme.

Orgazmın bir başka evresi veya çeşidi olan ‘status orgazmus’ durumu, yani 3-5 dakika ile 10-20 dakika (veya çok daha uzun) arasında  sürebilen  sürekli orgazm hali, beşinci bir evre olarak incelenebilir. Status orgasmusda plato evresine geçip sonra tekrar orgazma dönmek söz konusu değildir; kasılmalar ve orgazm anında hissedilenler uzunca bir süre devam eder; 10-20 saniyelik orgazmlar yerini yenilerine bırakarak devam eder ve bu sara nöbeti benzeri orgazm hali 3 dakikadan, 20 dakikaya kadar aralıksız devam edebilir. Tabii bu durumda çeşitli uyaranların sürekli verilmeye devam edilmesi gerekmektedir[5]. Masters ve Johnson status orgasmus’u 20 saniye ile 60 saniye arasında tarif etmekteydiler, ama artık bu sürenin normal bir kadının  makul güçü bir orgazm (veya art arda orgazm) süresi olduğu bilinmektedir. Literatürdeki tanımların çoğu çok subjektif tanımlardır. Bizim burada ele aldığımız status orgasmus tanımı, Kadınca Raporu ve Hülya Raporu aracılığıyla, temas kurduğumuz kadınların bize anlattıklarından veya bireysel deneylere ve Amerikalı bazı araştırmacıların yayınlamış oldukları çalışmalara  dayanarak yola çıkılarak tanımlanmıştır[6]. Örneğin 1-2 saat boyunca uyarılmanın (koitus, masaj aletiyle  klitorisin uyarılması, oral seks vb.)   sürdürüldüğü koşullarda, art arda status orgasmus geçiren kadınlar vardır (normal orgazmlarla ölçüldüğünde bu süreç 50-60 orgazma karşılık gelmektedir). Kadınlarda her bir status orgasmustan sonra 5-15 dakikalık, uyarılmanın gerçekleşmediği refrakter peryodlar oluşur.  Türk kadınları içinde % 10-12 civarında status orgasmus geçirme potansiyeli olan kişiler olduğunu yine anketlerden elde ettiğimiz sonuçlara dayanarak vardık. Bahsedilen orgazm sayıları ve süreleri kişiden kişiye büyük değişiklikler göstermektedir. Status orgasmus’un gelişmesi için öncelikle bir kadının art arda orgazm olmayı öğrenmesi gerekmektedir. Bu öğrenildikten sonra, çeşitli yöntem ve tekniklerle orgazm davranışı geliştirilebilir ve bu özellik  kadınların çoğunda mevcuttur. İlerleyen bölümlerde status orgasmus daha detaylı anlatılacaktır.

 



[1] M. L. Allen, W. B. Lemmon,  Orgasm in female primates,

  American Journal of Primatology, 1(1): 15-34, 2005; Alfonso Troisi ve Monica Carosi, Female orgasm rate increases with male dominance in Japanese macaques,

Animal Behaviour 56 (5):1261-1266, 1998; Frans B. M. de Waal,  Bonobo Sex and Society The behavior of a close relative challenges assumptions about male supremacy in human evolution, Scientific American, Mart 1995, S:82-88;

 [2] Arthur Guyton, Textbook of Medical Physiology,  1986. S: 989

[3] William Masters ve Virginia Johnson, Human Sexual Response, Boston: Little Brown Co. 1966/1980, S: 122-126.

[4] Alice Kahn Ladas, Beverly  Whipple, John D. Perry, The G-Spot and other discoveries about human sexuality, N.Y.: Henry Holt Company, 2005 (1983), S: 125-148.

[5] Patricia Taylor, Expanded Orgasm, Soar to Ecstasy at your Lover's Every Touch, N.Y.: Sourcebooks, 2002; Richard Rhodes, Alan Brauer  ve Donna Brauer, The ESO Ecstasy Program: Better, Safer Sexual Intimacy and Extended Orgasmic Response, N.Y.:  Warner Books,1991.

[6] Patricia Taylor, Expanded Orgasm, Soar to Ecstasy at your Lover's Every Touch, N.Y.: Sourcebooks, 2002 (ilk baskı 1995). Jane Wade, Transcendent Sex: When Lovemaking Opens the Veil, N.Y.: Pocket Books, 2004; David Daida,  The Enlightened Sex Manual: Sexual Skills for the Superior Lover, N.Y.: Sounds True, 2007.


DEVAMINI OKUMAK İÇİN BİR 'DERİN SEKS' KİTABI EDİNİNİZ
     

Anket

  Workshoplardan (atölyelerden) ve CİSEATED Eğitimlerinden Memnun Kaldınız mı?

Hava Durumu


Döviz

1 $ = 3,89 TL
1 € = 4,59 TL
1001671 Ziyaretçi