en

Aşk, Cinsellik ve Şizofreni


 


HÜSNÜ SAV’LA UZAK DOĞU CİNSELLİĞİ

 

Köşe Yazısı

AŞK, CİNSELLİK  VE ŞİZOFRENİ

 

Hüsnü Sav

 astrolog0303@gmail.com

Facebook:

 https://www.facebook.com/profile.php?id=1217223477

 

Aşk insanoğlunun var olması ile başlayan onu bazen hayata bağlayan bazen onu hayattan tamamen koparan bir olgu! Hatta kutsal metinlerde Adem ve Havva’nın Cennet’ten sürülme serüvenini başlatan bir olgu!  Adem’e havanın elinden elmayı yedirten tek güç. Artık o gün anladı ki Havva, elinde bir güç vardı erkeği cezbeden kadınsı çekiliği ve onu cennetten bile sürdürecek olan ‘meşhur elması’, yani cinselliği. Ama her zaman bizim saf erkeğimiz, kendini Cennet’ten sürdüren Havva’yı affedecektir.

Kuşlar gibi kırıntılar topluyorum hayattan
mutluluğa dair...
Cennet’ten kovulmuş Adem kadar;
yalnızım...
Ama hiç bir zaman suçlamadım Havva’yı;
bana yedirdiği elma için...

Diyecek kadar saflaştıracaktır AŞK kendisini. Mecnunu delirtip çöllere düşürecek, Ferhat’a dağları deldirecek kadar da güçlüdür. Gerçekte öyle mi dersiniz , yoksa tüm bu anlatılan hikayeler insanın beyninde yarattığı bir illüzyondan başka bir şey değimli mi? Hayatta aşk mı önemlidir? Yoksa sevgi mi? Neden aşk geçici, sevgi kalıcıdır? Yapılan araştırmaları aşkın insan bilinci üzerinde değişimlere hatta insan vücudundaki  hormon  salgılarına bile etki ettiğini tespit  etmiştir. Örneğin pheromonlar, PEA (phenyl-ethyl-amines, fenil etil aminler) aşkın gelişmesinden sorumlu bazı kimyasallardır.  Ama burada bir sorun ortaya çıkıyor.  Neden aşık  olmuş insanlar belirli bir süre sonra çok acı çekmek zorunda kalıyor?  Aşk insanda var olan sevme içgüdüsü ile sahiplenme içgüdüsünün yer değiştirmesidir; bir süre sonra “aşık olduğu insanı kaybetme anksiyetesi” aşkın temel unsurlarının yerini almaktadır.  Aşık olmuş insan için hayatta sevdiğini sandığı insandan başka kimse yoktur; onun için her yerde o vardır; her yerde onun aksini görür. Her yerde onunladır, onsuz bir dünya yoktur. Bir sahiplenme onu kimselerle paylaşamama durumu söz konusudur. Ama psikolojide bu mental ve ruhsal bozukluk olarak ele alınabilir ve nerdeyse psikoza yakın bir durumdur. Aslında bu tür davranışlar içine giren insan bir süre sonra bunalıma girmekte ya da o kadar gözünde ilahlaştırdıkları kişiler tarafından terk edilmektedir. Bundan sonra aşkın şizofreni’sinin yerini, aşkın depresyonu alır. İnsan aşık olmak için birçok neden bulur, kendince karşısındaki insanın güzelliğine çekiciğine ya da kendince yaratığı bir sembole aşık olur. Bu nedenler ortadan kalkınca ya da kendi beyninde  yarağı illüzyonlar kaybolunca,  aşk da kendiliğinden biter!

 Aşkın yerini sevgi aldığı zaman,  nedenler ortadan kalkar. Ortada sevmek için neden yoktur, sadece sevginin yarattığı güven vardır. Onu sadece o olduğu için seversiniz ona güvenirsiniz, nedensiz bir sıcaklığın verdiği coşku vardır sevginin içinde. O sizin için özeldir, onun kendi bireyselliğini kabul ederseniz o hata yaptığı zaman affedersiniz, ama Aşk hata affetmez, o yüzden birçok Aşık sevdiği insanı öldürür.

         Aşk ve sevginin karıştırıldığı kadar, cinsellik de her zaman toplumda yanlış anlaşılmıştır. Seksi yaşamakla, seksi yapmak her zaman karıştırılmıştır. Seks, yapılan bir eylem olmaktan çok, yaşanılan, farkında olunan bir eylem olmalıdır. Seksin de kendi içinde ahlaki ve uyulması gereken kuralları vardır,  yaşanılan her cinsel eyleme cinsellik demek, sanırım her halde insan onuruna yapılan bir haksızlık olur; çünkü bir çok yaşanılan Ensest   ilişkiye, çok eşliliğe, grup sekslerine özgür ve gerçekli cinsellik gözüyle bakmak sanırım,  cinselliğe de hakaret olur. İçinde sevgi olmadan yapılan her cinsel eylem, aslında cinsellikten çok uzakta kalır; mekanikleşir ve haz duygusundan uzaklaşır, sadece içimizdeki hayvansal içgüdünün bastırılmasından başka bir şey değildir.

         İnsan hayatında cinselliğin çok önemli olduğu artık bilimsel olarak biliniyor. Sorun aslında insan için burada başlıyor! Nasıl doğru bir cinsellik yaşanacağı ve bunun doğurduğu aşk duygusundan uzak  yaşanılan cinselliğin nasıl olması gerektiğidir. Aslında insan çok uzun yıllar önce bunun farkına varmıştır. Her kültür kendince bir cinsel hayat felsefesi benimsemiştir. Toplumlarda bu kadar cinsel dejenerasyonların yaşandığı günümüzde, bizim de imdadımıza sanırım bu kadim öğretiler yetişecektir. Tantra geleneğinin cinselliği, Tao’izmin cinsel Kung Fu’su, daha birçok cinsel ekol doğru yaşandığı ve yapıldığı sürece ahlaksal olarak ve ruh sağlığı gelişmiş toplum yaratmak için öncü olacaktır. İncelendiği zaman Tantra gibi ekollerin kendi özünde ahlaksal bir kurallar zinciri vardır. Bunlar o öğretinin olmazsa olmaz koşularıdır. Kuşaktan kuşağa aktarılır. Aşağıda onun Neo-Tantra sitesinden alınmış Tantra’nın ahlaksal kuralları görülmektedir. Tantra kültürünü yanlış yorumlayan ve eleştiren insanları merak ediyorum! Hangi kuralına karşı çıkacaklardır bu temel ilkelerin. Aslında bu konu o kadar çok istismar edilmiştir ki, sanırım bu tabuların ve kalıpların yıkılması biraz zaman alacaktır.

 

    Neo-Tantra’nın   50   Etik Emri:

 

1)   Öldürmeyeceksin.

2)   Eziyet etmeyeceksin.

3)   İntikam almayacaksın.

4)   Açgözlülük etmeyeceksin, hırslarını frenleyeceksin.

5)   Hırsızlık yapmayacaksın.

6)   Hoş göreceksin.

7)   Karşına sevgi vereceksin.

8)   İnsanlara çiçeklerle yaklaşacaksın; insan ilişkilerinde çiçek açtıracaksın.

9)   Eylemsiz kalman gerektiğin yerlerde eylemsiz kalacaksın.

10)              Eylemsizliğin bilgeliğine inanacaksın.

11)              İmpulsif (dürtüsel) davranmayacaksın.

12)              Bilincini araştıracaksın.

13)              Bilincini aşacaksın.

14)              Kendini aşacaksın.

15)              İradeni yoktan yaratacaksın.

16)              Dogmatik olmayacaksın.

17)              Çok çalışacaksın, tembel olmayacaksın.

18)              Kimseye karşı düşman olmayacaksın.

19)              İnsanlara olgunlukla yaklaşacaksın.

20)              İnsanlara saygılı olacaksın.

21)              İnsanların inançlarına ve dinlere karşı saygılı olacaksın.

22)              İnsanları kandırmayacaksın, kazıklamayacaksın.

23)              İnsanların emeklerini sömürmeyeceksin.

24)              İnsanları seveceksin.

25)              Doğayı ve Evreni seveceksin.

26)              Doğanı ve kendini keşfedeceksin.

27)              Doğana uygun davranacaksın.

28)              Neo-Tantranın erdemine inanacaksın.

29)              Neo-Tantrayı hayatının her deminde uygulayacaksın.

30)              Kendini arayıp, bulacaksın.

31)              Dünyadaki cennete veya dünyadaki cehenneme aldırmayacaksın.

32)              Yaşamı seveceksin.

33)              Yaşamdan haz almayı başarabileceksin.

34)              Hazlarını bileyeceksin.

35)              Ölümü özlemeyeceksin.

36)              Çevrene uyum sağlayacaksın.

37)              Akan suyu takip edeceksin.

38)              Su olacaksın.

39)              Doğaya karşı yokuş yukarı tırmanmayacaksın.

40)              Sürekli yeşerecek, öğrenecek; sürekli gelişeceksin.

41)              Kendini yenileyeceksin, ta ki yenileyecek bir şey kalmayana kadar.

42)              Her konuda evrimleşeceksin.

43)              Akılcılıktan ve bilimin ilkelerinden ayrılmayacaksın.

44)              Dünyayı yaşayacaksın.

45)              Meditasyon yapacaksın.

46)              Nirvanayı arayacaksın.

47)              Nirvanayı bulacaksın.

48)              Kozmosu kavrayacaksın.

49)              Yenileklere açık olacaksın, yenilikler keşfedeceksin.

50)              Ölümü gülümseyerek karşılayacaksın.

 

         Dünya üzerinde toplum geçmişlerine baktıgımız zaman her kültür kendi içinde bir cinsellik için bir cinsellik kültürü yaratmıştır. Her din ve öğretinin içinde ahlaksal bir cinsel kültür vardır. Bazıları zaman içersinde dejenerasyona uğramış olsa da günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. En eski dini inanış olan Şamanizm de bile cinsellik için kullanılan güç hayvanları vardır. Şaman inancına göre her şaman bir hayvanın ruhuna ve gücüne sahip olduğu inanılırdı. Şamanlar o grubun doktoru ve büyücüsü idi. Cinsel sorunları olan insanlara o zaman inanışları içinde insanlara kaplan, aslan gibi güçlü havyaların ruhları ile yardım ederlerdi. Aslında bütün kültürlerin altında bir Şamanizm geçmişi vardır. Eski Türklerin ve bir çok kültürün temel inanışlarında hala Şaman gelenekleri hakimdir. Aslında cinsel birleşme sırasında kadınların orgazma yakın zamanlarda erkeklerine “kaplanım,  aslanım , panterim” gibi hayvan isimleri ile bağırmalarının altında atalarımızdan bize DNA yolu ile geçen  bu bilginin izlerini mi görmekteyiz?

 

Anket

  Workshoplardan (atölyelerden) ve CİSEATED Eğitimlerinden Memnun Kaldınız mı?

Hava Durumu


Döviz

1 $ = 3,50 TL
1 € = 4,19 TL
978001 Ziyaretçi